www.

Burdasınız: Ana Sayfa » Psikoloji » Panik Atak Nasıl Bir Hastalıktır

Panik atak, beklenmeden ortaya çıkan, günde birkaç nöbet ile yılda birkaç nöbet arasında değişiklik gösteren, psikolojik ve fiziksel hastalıklarda ortaya çıkabilen yoğun korku, kaygı ve endişe karışımı bir nöbettir. Panik nöbetler herhangi bir olaya bağlı heyecanlanma, fiziksel egzersiz, cinsel etkinlik ya da duygusal bir travma sonucu ortaya çıkabildiği gibi, hiçbir sebep olmaksızın ilk panik nöbet kendiliğinden de ortaya çıkabilir. Panik nöbetler kişinin iş, sosyal ve özel yaşamındaki uyumunu bozduğunda ve çok sık tekrarladığında hastalık başlamış demektir. Bu hastalığın temelinde ölüm korkusu vardır.

Kişinin iş, sosyal ve özel yaşamını nasıl etkiler? Panik nöbet kişinin yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaşamasına sebep olur ve her an kötü bir şey olacağı ya da sonunun geldiğini, hatta öleceğini hisseder. Kendini kontrol edemeyeceği, aklını yitirebileceği ve ölebileceği tarzında aşırı korku ve endişelerle kişi evden dışarı çıkamaz hale gelebilir, yalnız kalmak istemeyebilir ya da kalabalık ortamlardan kaçarak içe kapanabilir. Arkadaş ve aile ilişkileri kimsenin onu anlamadığı düşüncesi ile bozulabilir.

Panik atak yaşayan kişiler iç dünyasında bir takım çatışmalar yaşar. Yapmak istedikleri ile yapmak zorunda oldukları arasında bir denge kuramamışlardır. İstemedikleri halde yapmak zorunda oldukları, içinden çıkamadıkları ve gelecekle ilgili aşırı kaygı ve korkular duydukları ve bu duygularla baş edemedikleri için kişinin vücudu fiziksel olarak tepki verir. Kişi baş etme güçlüğü yaşadığı duygularından kendini bir şekilde korumaya çalışmaktadır. Sorunla yüzleşmekten ve baş etmekten kaçınmaya çalışır.

Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, sizlerle panik atak sorunu olan bir danışanımın yaşadıklarını paylaşmak istiyorum.

‘Son dönemlerde çok mutsuzum. Babamın ölümünde güçlü olmaya çalıştım. Ancak ölümden çok korkuyorum. İnsanlarla birlikte olmayı ve onlara yardım etmeyi seviyorum. Ama her seferinde hayal kırıklığına uğruyorum. Bu nedenle yeni kararlar aldım. Eşimden ayrıldım. Yeni bir ilişkiye başladım. Fakat istediğim şeyleri bulamadım. Bazı zamanlar bayılacakmış gibi hissediyorum, terleme, titreme oluyor, uyuşma ve yutkunma güçlüğü yaşıyorum. İlaç kullandığım dönemlerde iyi oluyorum. Ancak ilacı bıraktığım da tekrar aynı şeyleri yaşıyorum. Artık ilaç kullanmak da istemiyorum’. Bu şikayetlerle başvuran danışanım çok mükemmeliyetçi, olumsuz tepkilerini göstermekten kaçınan, toplumun onayına önem veren, güven duymakta zorluk yaşayan biriydi. Görüşmeye başladıktan bir süre sonra yaşamında yeni düzenlemeler yaptı. Panik nöbetleri gittikçe azalmaya ve hatta panik nöbeti geldiğinde bile önemsememeye başladı. Danışanım yaşamında yapmak istediği şeyleri toplumsal baskıdan dolayı yapamıyordu. Bu ikisi arasında denge kurmayı öğrendi. İstemediği halde sürdürmeye çalıştığı, ilişkisini bitirdi. Görüşmelerimiz ayda bire ve bir süre sonra da birlikte aldığımız bir kararla sona erdirildi.

Bu kişiler yaşadıklarının temelinde fiziksel sorunlar olduğuna kendini inandırır, psikolojik kaynaklı olduğunu kabul etmez ve doktorlarında kendisini anlamadığını ifade edebilir. Hasta yakınları da onun bu durumunu ya çok önemser ve olayın pekişmesine sebep olur. Ya da önemsemeyerek hastanın kendini yalnız ve çaresiz hissetmesine ve daha çok içe kapanmasına yol açar.

En sık kimlerde görülür? Kadınlarda daha sık görüldüğü doğru mudur?

Panik atak genellikle 18-25 yaş arasında başlar. Panik atak nöbeti 5 ile 45 dakika kadar sürebilmekte ve şiddeti kişiden kişiye değişebilmektedir. Yapılan araştırmaların yanı sıra, çağımızın hastalığı olan panik atak nöbeti geçiren ve bu sorunla ilgili başvuran kişilere baktığımda kadınların erkeklerden daha fazla olduğunu söyleyebilirim.

Bu şu soruyu da aklımıza getirebilir. Neden kadınlarda daha sık görülüyor acaba? Tabii bunun birkaç sebebi olabilir. Toplumun kadına yüklediği sorumluluk ve kadından beklentilerinin daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu durumda kadın stres yaşıyor ve stresini atacağı ortamlar bulamıyor. Zorunlulukları daha fazla olan kadın iç dünyasında çatışmalar yaşıyor. Bir tarafta kendi istekleri bir tarafta toplumun ondan bekledikleri… Kadının kendi isteklerini ikinci plana ertelediğini görüyoruz. Çocuklarının, eşinin bakımı ve evin sorumlulukları bir de iş yaşamı varsa iş sorumlulukları kaygı ve endişelerinin artmasına sebep oluyor. Buna ek olarak eşinden beklediklerini bulamama ve ilgisiz bir eş bu durumu daha da tetikliyor.

Erkekler yaşadıkları stresi atmak için ortamlar yaratabiliyor. Arkadaşları ile dışarı çıkmak, bağırmak çağırmak, maça gitmek kendini bir şekilde deşarj ediyor.

Bunlara ek olarak kadın duygularını ve yaşadıklarını erkeklerden daha iyi ifade edebiliyor. Sorunları olduğunda da yardım çağrısında bulunabiliyor ve kendilerini gizlemiyorlar.

Kişilik özellikleri de önemli rol oynuyor. Mükemmeliyetçi, hassas, alıngan, telaşlı, güvensiz, her şeyi kafasına takan, bağımlı kişilerde görülme olasılığı daha fazladır. Kendini baskı altında hisseden ve engellenmiş kişilerde daha sık ortaya çıkar. Bu durumda kadınlarda neden daha sık yaşandığını açıklıyor sanırım.

Bir önceki yazımız olan Panik Atakların Düşünce ve Davranış Bozuklukları başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


© 2010 Sırlar Dünyası · Subscribe: Posts Comments-Aşk Büyüsü|Olcay Hoca|medyum yorumlar|Eski Sevgiliyi Geri Kazanma Duası
hemen-sor-copy
ask